
Gazeteci İsmail Arı’nın “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlamasıyla tutuklanması, ifade ve basın özgürlüğü açısından son derece kaygı vericidir.
Türk Ceza Kanunu’nun 217/A maddesi, kamuoyunu yanıltıcı bilgiyle mücadele iddiasıyla düzenlenmiş olsa da uygulamada özellikle gazetecileri hedef alan bir araca dönüşmüş; adeta bir “gazeteci avı”nın hukuki zemini haline getirilmiştir. Haber yapma, eleştirme ve kamu adına denetleme görevini yerine getiren gazetecilerin karşısına bu maddenin sistematik biçimde çıkarılması, demokratik toplum düzeniyle bağdaşmamaktadır.
Bir gazeteci, çağrıldığında ifade vermeye gidebilecekken; bayram günü ailesinin evinden alınarak kilometrelerce uzağa götürülmesi, ölçülülükle açıklanamaz. Bu uygulama, yalnızca bir soruşturma tedbiri değil; aynı zamanda gözdağı niteliği taşıyan fiili bir cezalandırmadır.
Gazetecilik suç değildir. Kamuoyunu bilgilendirme faaliyeti cezai yaptırımlarla baskı altına alınamaz. İfade ve basın özgürlüğünün korunması, hukuk devletinin temel koşullarından biridir. Bu çerçevede, İsmail Arı’nın derhal serbest bırakılması gerektiğini bir kez daha vurguluyoruz.



