Basın AçıklamalarıDuyurularHaberler

İşkenceye Karşı Mücadele: İnsan Onurunu ve Adaleti Savunuyoruz!

26 Haziran 1987’de yürürlüğe giren ‘’İşkence ve Diğer Zalimane, İnsanlık Dışı veya Küçültücü Muamele ve Cezaya Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesi’’nin ardından bu tarih işkence ile mücadele ve işkence görenlerle dayanışmaya dair evrensel kararlığı simgelemek adına ‘’Uluslararası İşkenceye Karşı Mücadele ve İşkence Görenlerle Dayanışma Günü’’ olarak ilan edilmiştir.

Türkiye Cumhuriyeti de sözleşmeye taraf olarak işkenceyi önleyen, yasaklayan ve cezalandıran yasal ve kurumsal düzenlemeleri hayata geçirme yükümlülüğü altına girmiştir. Ancak aradan geçen onlarca yıla rağmen, işkence ve kötü muamele uygulamaları insan onurunu zedeleyen en ağır insan hakları ihlallerinden biri olarak varlığını sürdürmeye devam etmiştir.

Son olarak 19-27 Mart 2025 tarihleri arasında meydana gelen barışçıl protesto ve gösterilerde, yaşanan gözaltı ve tutuklamalarda çok sayıda kişinin kolluğun işkence ve kötü muamele niteliğindeki uygulamalarına maruz kalması, bu müdahalelerin yalnızca münferit bireysel vakalar olarak değil, önleyici ve koruyucu mekanizmaların etkisizliği ve cezasızlık pratiğinin sürekliliği nedeniyle sistematik bir karakter kazandığı ve yapısal bir sorun olduğunu bir kere daha ortaya koymuştur.

Halbuki işkence ve kötü muamele, hem ulusal hem de uluslararası hukukta hiçbir istisnaya izin vermeyecek şekilde kesin olarak yasaklanmış olup, bu yönüyle etik bir ilke değil, aynı zamanda bağlayıcı ve mutlak bir hukuk normu haline getirilmiştir.

İşkence ve kötü muameleyle etkin mücadele, hakikat, adalet ve onarım mekanizmalarının tesisi, özellikle içinden geçtiğimiz bu kırılgan süreçte toplumsal bir barışın inşaası yönünden de temel bir zorunluluk haline gelmiş olup, bu minvalde yalnızca bir insan hakları sorunu değil, aynı zamanda barışın toplumsal zeminde kök salmasını sağlayacak adaletin de önkoşulu olmuştur.

AYHED olarak, başta insanlık onuru ve toplumsal barışı hedef alan işkence ve kötü muamele uygulamalarıyla mücadelenin yalnızca devletlerin değil, başta insan hakları savunucuları olmak üzere, toplumun tüm kesimlerinin ortak sorumluluğu olduğuna inanıyoruz. Bu bilinçle 26 Haziran vesilesiyle tüm kamuoyunu işkenceye karşı net bir tutum almaya, bu mücadelede aktif bir rol üstlenmeye ve işkence mağdurlarıyla dayanışmayı güçlendirmeye çağırıyoruz.

Aynı zamanda, cezasızlık kültürünün son bulduğu, işkence ve kötü muamele iddialarının etkili ve bağımsız biçimde soruşturulduğu, mağdurların hakikat ve onarım taleplerinin karşılık bulduğu, insan onurunu esas alan bir adalet sisteminin inşasını savunuyor; bu yolda kararlılıkla mücadele etmeye devam edeceğimizi kamuoyuna bildiriyoruz.

İşkencenin olmadığı bir dünya, yalnızca mümkün değil, aynı zamanda zorunludur!

İlgili Yazılar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu

Reklam Engelleyici Algılandı

Reklam Engelleme Algılandı! Sitemizi daha düzgün kullanabilmeniz için lütfen Reklam Engelleme yazılımını kapatınız.